8. Sınıf Din Kültürü Zekat, Hac ve Kurban İbadeti Konu Anlatımı

1- İNSANIN PAYLAŞMA VE YARDIMLAŞMA İHTİYACI

İnsanlar toplum halinde yaşadıkları için paylaşma ve yardımlaşmaya ihtiyaç duyarlar. Sosyal hayattan ayrı olarak tek başına yaşayan bir insan bile hayatını sürdürmek için doğadaki bitkilere, hayvanlara muhtaçtır. Bir toplumda herkesin gelir durumu, maddi refah düzeyi eşit değildir. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Böyle bir durumda Yüce Allah'ımızın "Onların (zenginlerin) mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır." emri gereğince zenginler maddi imkanlarını fakirlerle paylaşmalıdır.
     Paylaşma ve yardımlaşmanın maddi tarafı olduğu gibi manevi tarafı da vardır. Çünkü insanlar sevinçlerini paylaşarak artırır, üzüntülerini ise paylaşarak azaltırlar. İyi ve kötü günlerinde sevdikleri, değer verdikleri insanların yanlarında olmalarını beklerler.

     Paylaşma ve Yardımlaşmanın Bireysel Faydaları:
          - Cimrilik, bencillik, kıskançlık gibi kötü duygu ve davranışlara engel olur.
          - Sevgi, dayanışma ve sorumluluk gibi güzel duygu ve davranışların gelişmesine katkı sağlar.
          - İnsanın kişiliğinin ve ahlakının gelişimine yardımcı olur.

     Paylaşma ve Yardımlaşmanın Toplumsal Faydaları:
          - Toplumsal dayanışmaya ve barışa katkı sağlar.
          - Toplumda huzuru artırır.
          - Zenginler ile fakirler arasında güçlü bir sevgi bağı kurulur.
          - Toplumda güven ortamı oluşur.

2- İSLAM'IN PAYLAŞMA VE YARDIMLAŞMAYA VERDİĞİ ÖNEM

Konuyla ilgili ayetler:
     1- "De ki: ...Harcadığınız her şey, ana-baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmış kişiler içindir. Allah yapacağınız her hayrı bilir." (Bakara suresi, 215. ayet)
     2- Takva sahipleri, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar (infak ederler). Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever." (Âl-i İmran suresi, 134. ayet)

Konuyla ilgili hadisler:
     1- "Yetimin başını okşa, yoksulu doyur."
     2- "Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir."
     3- "Müminler birbirlerine merhamet etmekte, birbirlerini sevmekte ve birbirlerini korumakta bir vücudun organları gibidir. Vücudun herhangi bir organı hastalandığında bütün vücut bundan rahatsız olur. Aynı şekilde bir mümin de sıkıntı içinde bulunduğunda, diğer müminler onun sıkıntısını, derdini ve üzüntüsünü paylaşırlar."

     İslam dini insanların yardımlaşma ve dayanışma içinde yaşamalarını ister. Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi bu durum Kur'an-ı Kerim'de çok defa vurgulanmıştır.
     İslam'ın ilk dönemlerinde müşriklerin baskı ve eziyetleri sonucunda Medine'ye hicret etmek zorunda kalan Mekkeli Müslümanlara sahip çıkan, onlarla maddi-manevi bütün imkanlarını paylaşan Medineli Müslümanlar, bu durum için çok güzel örnek teşkil ederler. Bu yüzden onlara "yardım edenler" anlamında "ensar" denilmiştir.

Konuyla ilgili örnek: Peygamberimiz (s.a.v.) bir yolculuk dönüşünde sahabeden Hz. Cabir (r.a.) ile sohbet eder. Peygamberimiz bu sohbette Hz. Cabir'in yeni evlendiğini ve borçlu olduğunu öğrenir. Bunun üzerine söz arasında Hz. Cabir'e ne kadar malı olduğunu sorar. O da sadece bir devesinin olduğunu söyler. Peygamberimiz Hz. Cabir'e yardım etmek ister. Bu nedenle onunla konuşurken devesini beğendiğini ve onu kendisine satıp satmayacağını sorar. Hz. Cabir Medine'ye varıncaya kadar binmek şartıyla devesini Peygamberimize satar.
     Hz. Cabir, Medine'ye varınca devesini teslim etmek için Peygamberimizin yanına gider. Fakat o anda Hz. Cabir ummadığı bir durumla karşılaşır. Peygamberimiz devenin ücretini öder. Deveyi de Hz. Cabir'e düğün hediyesi olarak verir.

PAYLAŞMA VE YARDIMLAŞMA İBADETİ OLARAK ZEKAT  

Zekatın kelime anlamı: Artma, çoğalma, arınma, bereket.
 
Zekatın terim anlamı: Zengin Müslümanların yılda bir kez malının veya parasının belli bir miktarını Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine vermeleridir.
 
Zekat farz bir ibadettir.
Hicretten iki yıl sonra Medine'de farz kılınmıştır.
 
Zekatın farz olması ile ilgili bir ayet: "Namazı kılın, zekatı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı görür." (Bakara suresi, 110. ayet)

Zekatın amacı: Allah'ın emrini yerine getirmek, toplumsal yardımlaşmayı yaygınlaştırmak ve yoksulları korumak. 
 
Zekatın bireysel faydaları: 
     1- Müslümanın malını bereketlendirir.
     2- Allah'ın verdiği nimetlere şükür etme imkanı sağlar.
     3- Zekat veren, içinde yaşadığı topluma karşı insanlık görevini yerine getirmiş olur.
     4- İnsandaki cimrilik, bencillik gibi kötü duyguları yok eder; bunların yerini iyilik, hayırseverlik gibi güzel duygular alır.
 
Zekatın toplumsal faydaları: 
     1- Zenginlerle fakirler arasındaki kıskançlık, düşmanlık gibi kötü duyguları giderir.
     2- Zenginlerle fakirler arasındaki dostluk, saygı ve sevgi bağlarını güçlendirir.
     3- Bir ülkedeki fakir sayısının azalmasına katkı sağlar.
     4- Ekonomik dengesizlikleri önler, ekonomik hayatın canlanmasını sağlar.

Zekat kimlere farzdır:
     1- Müslüman
     2- Akıl sağlığı yerinde
     3- Ergenlik çağına ulaşmış
     4- Zengin (nisab miktarı malı olan)

          Bu özelliklere sahip kişiler zekat vermekle yükümlüdürler. 

Nisab miktarı: Bir kişinin bir yıllık gelirinden yeme, içme, barınma, giyinme, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını ve varsa borçlarını karşılayacak miktarı çıkardıktan sonra elinde 81 gram altın (bazı kitaplarda 85 veya 80 olarak geçer) veya buna eş değer mal ya da para kalırsa bu miktara nisab miktarı denir. Bu durumdaki kişi elindeki nisab miktarı malın zekatını vermekle yükümlüdür.

Zekat nelerden verilir:
     - Zekat verilecek malın gelir getiren cinsten olması gerekir. (altın, gümüş, ticaret malları, menkul değerler vb)
     - Zarurî ihtiyacımız olan malların zekatı verilmez. (oturduğumuz ev, giydiğimiz elbiseler, ticari amaçlı değil de binmek için kullandığımız arabamız vb)
     - Zekat verirken malın iyisinden verilmelidir.
 
Zekat kimlere verilir:
     - Öncelikle kendi akraba ve komşularımızdan ihtiyaç sahibi olanlara
     - Yoksullara
     - Düşkünlere
     - Borçlu olanlara
     - Yolda kalmış yolculara
     - Zekat memurlarına
     - Müellefe-i kulûb'a (kalbi İslam'a ısındırılmak istenen gayr-i müslimlere) (Tevbe Suresi 60. ayet)

Zekat kimlere verilmez:
     Kişi bakmakla yükümlü olduğu yakınlarına zekat veremez. Bunlar; eş, çocuk, torun, anne, baba, büyükanne, büyükbabasıdır.

Zekat nasıl verilir:
     - Öncelikle niyet edilmelidir. Çünkü zekat bir ibadettir.
     - Allah rızası için verilmelidir. (itibar kazanmak veya reklam yapmak için değil)
     - Verirken fakiri incitecek davranışlardan kaçınmalıdır. "Öyleyse yetimi sakın üzme, isteyeni azarlama" (Duha suresi, 9. 10. ayetler)

 
TOPLUMSAL DAYANIŞMA İBADETİ OLARAK SADAKA

Sadaka: Bir kişinin kendi isteğiyle ve sadece Allah rızası için yaptığı maddi-manevi her türlü yardıma ve iyiliğe sadaka denir.
     - Sadaka vermek sünnettir.
     - Sadakanın miktarı ve zamanı yoktur.
     - Sadaka vermek için zenginlik şartı yoktur. Bu yönüyle sadaka zekattan daha kapsamlı bir yardım şeklidir.
     - Sadaka maddi olarak verilebildiği gibi, manevi olarak da yerine getirilebilir. Güzel söz söylemek, selam vermek, başkası için hayır dua etmek, güler yüzlü olmak, hasta ziyareti vb davranışlar manevi sadakaya örnektir.   
 
Sadaka-i Câriye: Kişiye hem yaşamında, hem de vefatından sonra sevap kazandırmaya devam eden sadaka türüdür. Örneğin; herkesin faydalanabileceği cami, okul, çeşme, hastane vb hayır kurumları yaptırmak, meyvesinden herkesin yiyebileceği ağaç dikmek...
 
Konuyla ilgili hadis: "Kişi öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç şey hariçtir: Sadaka-i cariye, insanlara yararlı bir ilim, kendisine dua eden hayırlı bir evlat."
 
Fıtır Sadakası (fitre): Ramazan ayında bayramdan önce verilmesi gereken bir sadakadır. Zengin olan her Müslümanın vermesi gerekir. 
     - Fitre vermek, nisap miktarı malı olan her Müslümana vacibtir
     - Fitre bir ailedeki her birey için aile reisi tarafından kişi başına verilir. 
     - Fitrenin miktarı, bu sadakayı veren kişinin bir günlük yiyecek masrafı kadardır.
     - Fıtır sadakası, zekat verilebilecek kişilere verilir.
     - Fıtır sadakası sağlık içerisinde Ramazan bayramına kavuşmanın şükrü anlamına gelir.

 
YARDIMLAŞMA KURUMLARIMIZ 

Konuyla ilgili ayet: "Mal, mülk ve çoluk çocuk, dünya hayatının süsüdür. kalıcı olan işler ise Rabb'inin katında hem sevapça daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha layıktır." (Kehf suresi, 46. ayet)
Konuyla ilgili hadis: "Kim Müslüman kardeşine yardım eder ve onun ihtiyacını karşılarsa Allah da ona yardım eder. Kim Müslümanın bir sıkıntısını giderirse Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından birini giderir..."
     Dinimizin toplumsal yardımlaşma ve dayanışmaya verdiği önem ve Peygamber Efendimizin yukarıdaki hadis-i şerifinde verdiği müjdeli haber Müslümanları toplumsal yardımlaşmaya ve dayanışmaya yöneltmiştir. Atalarımız bu bağlamda kurumsal yardım faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bunlara örnek;
     İmarethane: Yoksul ve kimsesizlerin beslenmeleri için kurulan aşevleri
     Darüşşifa: Hastaların tedavisi için kurulan hastaneler
     Darülaceze: Yaşlıları korumak ve barınma imkanı sağlamak için kurulan huzurevleri
     Vakıflar: Öğrencilere yardım etmek, ağır kış şartlarında hayvanlara yiyecek sağlamak amaçlarıyla kurulan vakıflar
 
     Günümüzdeki yardım kurumları:
     Kızılay, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Milli Eğitim Vakfı, Türkiye Diyanet Vakfı, Belediye Aşevleri...
 
 

HAC VE UMRE:

Hac: Şartları tutan Müslümanların yılın belirli günlerinde (hicrî aylardan zilhicce ayında) dinimizce önemli kabul edilen Kabe, Arafat ve çevresindeki yerleri ibadet niyetiyle ziyaret etmesidir. 
 
Hac, farz bir ibadet olup hicretin 9. yılında farz kılınmıştır.
Hac, hem beden hem de mal ile yapılan bir ibadettir. 
 
"... Gücü yetenlerin o evi (Kabe'yi) haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır..." (Al-i İmran suresi, 97. ayet)

Hac kimlere farzdır: 
     - Müslüman olanlara
     - Akıl sahibi olanlara
     - Ergenlik çağına girmiş olanlara
     - Ekonomik durumu iyi ve yeterli olanlara
     - Sağlığı hac için elverişli olanlara
     - Özgür olanlara
     - Bulaşıcı hastalık, terör veya savaş gibi yol güvenliğini tehlikeye düşürecek bir durumla karşı karşıya olmayanlara hac farzdır.
 
Haccın farzları: İhram, tavaf, vakfe.
                                                                                          
Hac nasıl yapılır:
     - Mikat sınırında yıkanılır, abdest alınır ve ihrama girilir.
     - Hacerül esved'den başlayarak tavaf yapılır.
     - Safa ve Merve tepeleri arasında sa'y yapılır.
     - Kurban bayramı arefesinde öğleden sonra Arafat'ta vakfe yapılır.
     - Aynı gün güneş batınca Müzdelife'ye gidilir. Burada akşam ve yatsı namazları birleştirilir ve bayram sabahına kadar müzdelife vakfesi yapılır.
     - Bayramın birinci günü Mina'da şeytan taşlanır, ardından kurban kesilir.
     - Sonra tıraş olunarak ihramdan çıkılır.
     - Daha sonra farz olan ziyaret tavafı yapılır.
     - Hac görevini böylece yerine getirenler Mekke'den ayrılmadan önce son kez Kabe'yi tavaf ederler. Buna "veda tavafı" denir.

Hac niçin yapılır:

     - Hac, öncelikle Allah'ın rızasını kazanmak için yapılır
     - Allah'ın emri (farz) olduğu için yapılır
     - Sevap kazanmak için yapılır
     - Allah'ın vermiş olduğu sağlık ve zenginlik nimetlerinden dolayı şükretmek için yapılır


UMRE İBADETİ 
Umre: Hac ibadetinde olduğu gibi Suudi Arabistan'ın Mekke kentinde yer alan kutsal mekanları ziyaret etmek demektir. 
     Umre ibadeti sünnettir.  
 
Hac ve Umre arasındaki farklar: 
     1- Hac farz, umre sünnettir.
     2- Hac belirli zamanlarda yapılır, umre ise hac zamanı dışında her zaman yapılabilir.
     3- Bir yıl içinde ancak bir kez hac yapılabilir, umre ise birden çok yapılabilir.
     4- Umrede sadece ihrama girilerek Kabe tavaf edilir ve sa'y yapılır.
     5- Umrede vakfeşeytan taşlama ve kurban kesme yoktur. 
 
HAC VE UMRE İLE İLGİLİ KAVRAMLAR 
Kabe: Yeryüzünde Allah için yapılan ilk mabettir. Diğer adı "Beytullah"tır. Kabe'yi Hz. İbrahim (a.s.) ve oğlu Hz. İsmail (a.s.) Allah'ın emriyle inşa etmiştir. Yapımı tamamlanınca ilk tavafı Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail ile birlikte yapmış ve bütün insanları Kabe'yi ziyarete davet etmiştir. Kabe hicretin 2. yılından itibaren namaz kılmak için kıblemiz olmuştur.

Mescid-i Haram: Kabe'nin çevresi revaklarla daire şeklinde çevrilmiştir. Bu alana Mescid-i Haram denir. Zemzem suyu da bu mescidin içinde yer alır.

İhram: Hacıların giydiği beyaz dikişsiz elbisedir. Başka zamanlarda yapılmasında sakınca olmayan bazı davranışlar (saç, sakal, tırnak kesmek, bitkileri koparmak, hayvanlara zarar vermek) ihramlı kişiye yasaktır.İhrama mikat sınırında girilir.
 
Mikat: Hacıların ihram elbisesini giydiği ve ihram yasaklarının başladığı sınır. (yandaki haritaya bakınız)
 
Telbiye duası: Hac ibadetine başlamadan önce ihrama girerken okunması zorunlu olan dua. Diğer hac görevlerini yerine getirirken de okunur.  
     Lebbeyk                                                                          
     Allahümme lebbeyk                                                            
     Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk                                      
     İnnel hamde ven nimete leke vel mülk lâ şerike lek     
  
     Buyur
     Allah'ım buyur
     Buyur ey ortağı olmayan! Buyur.
     Tüm hamd ve nimetler sana aittir. Senin ortağın yoktur 
 
Tavaf: Kabe'nin güneydoğu köşesinde yer alan Hacerül esved taşının hizasından başlayarak Kabe'nin etrafında 7 (yedi) defa dönmektir. Tavaf haccın farzlarındandır.
 
Şavt: Tavaf ibadetindeki her bir dönüşe verilen isim.
 
Sa'y: Mekke'de yer alan Safa ve Merve tepeleri arasında yedi kez hızlı adımlarla gidip gelmek şeklinde yapılan ibadettir. Sa'y ibadetine Safa tepesinden başlanır, Safa'dan Merve'ye dört, Merve'den Safa'ya üç defa gidilir. 

Vakfe: Kurban bayramı arefesinde öğle vaktinden sonra bayram sabahına kadar bir süre Arafat tepesinde bulunmak suretiyle yapılan ibadettir. Arafat vakfesinden sonra bayram sabahı Müzdelife'de vakfe yapılır. Vakfe haccın farzlarındandır.

Mescid-i Nebi: Peygamber Efendimiz'in Medine'de bulunan mübarek mezarıdır. Hac ibadetinden sonra hacılar Medine'deki Mescid-i Nebi'yi ziyaret ederler. Peygamberimiz "Beni vefatımdan sonra ziyaret edenler, hayatımda ziyaret etmiş gibidir." buyurmuştur.
 
HACCIN İNSAN DAVRANIŞLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ 
İhram: İnsanlar arasındaki makam, mevki, ünvan gibi farklılıkları ortadan kaldırır, herkesi eşit konuma getirir. İnsanları gösterişten uzak, sade bir görünüme kavuşturur. İhram yasakları insanlara sabretme alışkanlığı kazandırır, iradeyi güçlendirir.
 
Tavaf: Müslümanların birlikteliğinin sembolik bir ifadesidir. Ayrıca Allah'a olan bağlılığımızın bir göstergesidir.
 
Vakfe: Mahşerde Allah'ın huzurunda bekleyişi simgeler.  
 
Sa'y: Hz. İbrahim Peygamberin eşi olan Hacer annemizin, oğlu İsmail için ortaya koyduğu gayretin yeniden yaşatılmasıdır. O çölde ümidini yitirmemiş, su aramak için çok çaba sarfetmiştir. Dolayısıyla sa'y ibadeti ümit, sabır ve kararlılığın bir ifadesidir.
 
Şeytan taşlama: Şeytan taşlama, iyi bir insan olmak için çaba sarfetmek, iyiliğin önündeki engelleri kaldırmak için mücadele etmek, hile, vesvese gibi kötü duygulardan uzak durmak için çalışmak anlamındadır.  
 

KURBAN İBADETİ: 

Kurban: Allah'a yaklaşmak ve O'nun rızasını kazanmak amacıyla belirli bir zamanda (Zilhicce ayında) uygun özellikleri taşıyan bir hayvanı kesmek demektir.
     Kurban kesmek vacib bir ibadettir.

Konuyla ilgili ayet: "Onların ne etleri ne de kanları Allah' ulaşmaz. Fakat sizin takvanız (Allah'ın emirlerine olan bağlılığınız) O'na ulaşır. (Hac suresi, 37. ayet)

Kurban kesmek kimlere vacibtir: 
     - Müslüman
     - Akıllı
     - Ergenlik çağına girmiş
     - Zekat verebilecek seviyede zengin olan Müslümanlara vacibtir.
 
Kurban ne zaman kesilir: 
     - Kurban, hicrî aylardan zilhicce ayı içerisinde yer alan Kurban Bayramının 1., 2. ve 3. günlerinde kesilir.
 
Kurbanlık hayvanlar:
 
Kurban nasıl kesilir: Kurban kesecek kişinin öncelikle bu konuda bilgili olması gerekir. Eğer kendisi kesemiyorsa kesim işini iyi bilen birisini yerine vekil tayin eder. Kesmeye götürülürken hayvana iyi davranılmalı, eziyet edilmemelidir. Kurbanlık hayvan kıbleye doğru yatırılır, "Bismillahi Allahü ekber" denilerek kesilir. Bu ibadet yapılırken temizlik kurallarına uyulmalıdır.
 
Kurban etinin paylaştırılması: Kurban etini üçe ayırmak sünnettir.
     - Bir bölümü yoksullara sadaka olarak verilir.
     - Bir bölümü misafir ve akrabaya ikram edilir.
     - Bir bölümü de ev halkı için ayrılır.
İsteyen kişi kurban etinin tamamını bağışlayabilir. Eğer kesen kişi ihtiyaç sahibi ise tamamını ev halkına da ayırabilir.
 
Kurbanın tarihçesi: Kurban ibadetinin tarihçesi Hz. İbrahim'e (a.s.) kadar uzanır. Hz. İbrahim bir rüya görür ve rüyasında oğlu İsmail'i kurban etmesi istenir. Hz. İbrahim durumu o sırada genç bir delikanlı olan oğlu İsmail'e anlatır. Hz. İsmail de büyük bir teslimiyet içinde babasına emredileni yapmasını söyler. Bunun üzerine Hz. İbrahim oğlunu kurban etmek üzere işe koyulduğunda Allahü Teala Cebrail meleğini gönderir. Bunun bir imtihan olduğunu, Hz. İbrahim'in bu imtihanı geçtiğini ve oğlunu kurban etmeyi bırakıp bir hayvan kurban etmesini emreder. Hz. İbrahim de bu emre uyarak bir hayvan kurban eder ve Allah'a şükreder.
"Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Bu gerçekten çok açık bir imtihandı. Biz oğluna bedel olarak ona büyük bir kurban verdik." (Saffât suresi, 104.-107. ayetler)
 
Kurban çeşitleri: 
     1- Vacib kurban: Kurban bayramında kesilen kurban.
     2- Adak kurbanı: Bir isteğimizin olması halinde kesilmek üzere Allah'a adanan kurban. Kesen kişi ve bu kişinin bakmakla yükümlü olduğu yakınları adak kurbanından yiyemez.
     3- Akika kurbanı: Çocuk sahibi olan anne-babanın yeni doğan bebekleri için Allah'a şükretmek amacıyla kestikleri kurban. Bu kurbanın etinden kesen kişi ve yakınları yiyebilir.
     4- Şükür kurbanı: İnsanların müjdeli bir haber veya yeni bir eşya aldıklarında Allah'a şükür amacıyla kestikleri kurban. Bu kurbanın etinden kesen kişi ve yakınları yiyebilir.
 
Kurban ibadetinin faydaları: 
     - Kişiyi Allah'a yaklaştırır.
     - Kesen kişi Allah'ın emrine uyarak kulluk bilincini ortaya koyar.
     - Kişiyi bencillikten kurtarır, cömertliğe yöneltir.
     - Kurban, toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar.
     - Zenginle fakir arasındaki bağları güçlendirir.
     - Hz. İbrahim ve Hz. İsmail gibi kurban kesen kişinin de Allah'ın emirlerine uymaya hazır olduğunun sembolik bir ifadesidir.
Hazırlayan: Hüseyin Araslı (www.huseyinarasli.com)

 

 

SORUN BİLDİR