6. Sınıf İslamiyet ve Türkler Konu Anlatımı

1. TÜRKLERİN MÜSLÜMAN OLUŞU 
Türklerin Müslüman Araplarla ilk karşılaşmaları, M.S. 7. yüzyılda II. Halife Hz. Ömer zamanında gerçekleşti. Bu dönemde Müslüman Araplar fetihler yoluyla Türk sınırlarına kadar gelmişlerdi. Emeviler zamanında ise Araplar Maveraünnehir'e kadar ilerlediler. Burada Emeviler ve Türkler karşılaştı. Türkler İslam dinini daha yakından tanıma fırsatı buldu. 

     Türklerin Araplarla iyi ilişkiler kurmaya başlaması ve İslam dinine geçişlerinin hızlanması ise Abbasiler döneminde olmuştur. 750 yılında Emevi Devleti'ne son veren Abbasiler, bir yıl sonra Çinliler'le Talas Savaşı'nı yaptılar (751). Bu savaşta Türkler Abbasiler ile birlikte savaştılar ve böylece Çinliler yenilgiye uğratıldı. Bu savaş Türk tarihi açısından bir dönüm noktası oldu. Talas Savaşı'nda Türklerin gösterdiği büyük askeri başarılar Abbasilerin dikkatini çekti. Böylece Abbasiler ile Türkler arasında bir yakınlaşma oldu. Bu durum da Türklerin İslam dinine girmesini hızlandırdı. Türkler gruplar halinde İslamiyet'i kabul etmeye başladılar.

     Türklerin İslam dinini kabul etmesinde etkili olan faktörler:
1- Türklerin önceki inançları olan Göktanrı inancı ile İslam dini arasında birçok özellik benzerlik gösteriyordu. Örneğin Göktanrı dininde İslam'daki gibi tek tanrı inancı, cennet-cehennem, ölümden sonra yaşam, ruhun ölümsüzlüğü inançları vardı.


2- Müslüman Arapların Türk bölgelerine yaptığı fetihler, Müslüman tüccarların, alimlerin ve dervişlerin İslam dinini Türkler arasında anlatmaları ve Türkistan bölgesine giden sahabelerin tebliğ (İslam'ı yayma) faaliyetleri, Türkler arasında İslam'ın hızla yayılmasında etkili olmuştur.

3- Türklerin hayat tarzının, mizacının ve ahlak esaslarının İslam dinine yakın olması da Türkler arasında İslam'ın hızla yayılmasında etkili olmuştur.

     Türklerin kitleler halinde Müslüman olması 9. ve 10. yüzyıllarda gerçekleşmiştir. Talas Savaşı'ndan sonra Karluk, Oğuz ve Karahanlı Türkleri arasında İslamiyet hızla yayılmıştır. İslam dinini devlet olarak kabul eden ilk Türk devleti ise 10. yüzyılda Karahanlılar olmuştur. Daha sonra Gazneliler, Selçuklular ve Osmanlılar ile bu durum devam etmiştir.

2. TÜRKLER ARASINDA İSLAM'IN YAYILMASINDA ETKİLİ OLAN BAZI ŞAHSİYETLER
Mevlana Celaleddin-i Rumi:
 Mevlana hazretleri 1207 yılında Horasan'ın Belh şehrinde dünyaya geldi. Asıl adı Muhammed Celaleddin'dir. Babası sultânu'l-ulema (alimler sultanı) Sultan Bahaeddin Veled, annesi Mü'mine Hatun'dur. Mevlana 5-6 yaşlarında iken ailesi ile birlikte Anadolu'ya göç etti. Yedi yıl kadar Karaman'da kaldıktan sonra Anadolu Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat'ın daveti üzerine ailesi ile birlikte 1228'de Konya'ya yerleşti. Mevlana ilk tahsilini babasından aldı. Daha sonra Halep, Şam, Konya gibi zamanın önemli ilim merkezlerinde eğitim gördü. Zamanının bütün ilim dallarında kendini çok iyi yetiştirdi. Babası Bahaeddin Veled 1231 yılında vefat edince vasiyeti üzerine onun yerine ders vermeye başladı. Bu sırada 24 yaşında idi. Daha sonra büyük medreselerde dersler okuttu, çok talebeler yetiştirdi.

1244 yılında Şems-i Tebrizi ile tanıştı ve onunla yaptığı sohbetler hayatının dönüm noktası oldu. Kendisini tasavvufi hayat tarzına yöneltti, medresedeki hocalığı bıraktı. Meşhur "Mesnevi" isimli eserini bu dönemde yazdı.
Mesnevi: Mevlana hazretlerinin tüm dünyada tanınan meşhur eseridir. Türk Edebiyatı nazım şekillerinden mesnevi tarzıyla yazılmıştır. Türk-İslam kültürünün en önemli eserleri arasında yer alan bu eserde tasavvuf düşüncesi ve hayat tarzı anlatılır.

     Mevlana, sahip olduğu insan sevgisi ve engin hoşgörüsü ile herkesin sevgisini, saygısını kazandı. Görüşleriyle, düşünceleriyle ve eserleriyle geniş halk kitleleri üzerinde derin etkiler bıraktı. 1273 yılında, 66 yaşında iken Konya'da vefat etti. Mezarı Konya'dadır.
Önemli eserleri: Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fîhi mâ fih.

Ebu Hanife: Asıl adı Numan'dır. Lakabı ise İmam-ı Azam Ebu Hanife'dir. İslam dünyasının en önemli fıkıh (hukuk) alimlerinin başında gelir. 699 yılında Kûfe'de doğdu. Küçük yaşlarda Kur'an'ı ezberledi ve çok iyi bir öğrenim gördü. Zamanla kendisini fıkıh alanında geliştirdi. İmam-ı Azam'ın görüşleri İslam dünyasındaki en yaygın mezhep olan Hanefi mezhebinin temelini oluşturdu. Aynı zamanda ticaretle uğraşan Ebu Hanife, günlük hayatla ilgili fıkhi meselelere (ticaret, evlenme, boşanma, cezalar, icar, kira, satış, ibadetler, miras...) Kur'an, sünnet ve sahabelerin görüşlerinden faydalanarak akılcı çözümler getirdi.  İslam dininin özellikle hoşgörülü ve birleştirici yönünü insanlara anlattı. 767 yılında Bağdat'ta vefat etti. Hanefi mezhebi Müslüman Türk dünyasında en çok benimsenen mezheptir. Önemli eserleri: Fıkhul Ekber, el-Âlim vel Müteallim.

Mâturidi: İmam Maturidi Özbekistanlı bir Türk'tür. 852 yılında Semerkant'ta doğdu. Burada ilim tahsil etti ve eğitim gördüğü medresede hocalık yaptı. Ebu Hanife'nin görüş ve düşüncelerine bağlı kaldı ve bu bağlamda ilmi çalışmalar yaptı. Özellikle İslam dininin inanç esasları (iman konuları) ile ilgili eserler yazdı, görüşler ortaya koydu. Kur'an ve sünnet temeline dayanan ve aklı esas alan bu görüşlerinden Maturidi mezhebi oluştu. Önemli ve günümüze kadar ulaşan eserleri; Kitabut Tevhit ve Tevilâtül Kur'an'dır. Maturidi 944 yılında Semerkant'ta vefat etti.

Ali er-Rıza: Ali er-Rıza Peygamber Efendimizin soyundan gelmektedir ve on iki imamdan biridir. 770 yılında Medine'de doğdu. Babası, on iki imamın yedincisi Musa Kazım'dır. Hayatının bir kısmını Horasan'da geçirdi. Sade bir anlatımla İslam'ın Türkler arasında yayılmasında etkili oldu. 818 yılında 55 yaşındayken Horasan'ın Tus şehrinde şehit edildi. Bu yüzden Tus şehrine "Meşhed" (şehit edilen yer) denildi. Mezarı Tus'tadır. Önemli eserleri; Müsned ve Sahifetür Rıza.

Ahmet Yesevi: Hoca Ahmed Yesevi, 1093 yılında Türkistan'ın Yesi kentinin Sayram kasabasında (Bugünkü Kazakistan'ın Çimkent şehri yakınlarında yer alır) dünyaya geldi. İlk eğitimini Yesi şehrinde babasından aldı. Sonra da dönemin önemli ilim merkezlerinden Buhara'ya gitti ve orada Yusuf Hemedani'den ilim tahsil etti. Merv, Semerkant, Herat gibi şehirleri dolaşarak dersler verdi. 1140 yılından sonra memleketi Yesi'ye dönüp ders vermeye başladı. Birçok öğrenci yetiştirdi. Hoca Ahmet Yesevi insanlara İslam'ın ilkelerini anlatırken "hikmet" adı verilen şiirlerini kullandı. Sade, akıcı ve anlaşılır bir Türkçeyle yazdığı bu şiirleri, Türk halkının İslam'ı anlayıp öğrenmesinde çok etkili oldu. Ahmet Yesevi'nin hikmet adı verilen bu şiirlerinin toplandığı kitabının adı "Divan-ı hikmet" tir. Ayrıca o şiirleri, sohbetleri ve kişiliğiyle halk arasında çok sevildi ve "Pîr-i Türkistan" lakabıyla tanındı. Yesevilik düşüncesi Orta Asya'dan Anadolu'ya, oradan Balkanlar'a kadar geniş bir coğrafya'da yayılmıştır. Hoca Ahmet Yesevi 1167 yılında Yesi'de vefat etti.

Ahi Evran: 1171 yılında Azerbaycan'ın Hoy şehrinde doğdu. Ahi Evran Anadolu'da Ahiliğin kurucusu kabul edilir. Kırşehir'de kurduğu Ahilik Teşkilatı esnafın, tüccarın, sanatkarın ahlaki olarak eğitilmesini, kaliteli mal üretmelerini ve dayanışma içinde olmalarını amaçlamıştır. Bu teşkilat zamanla tüm meslek sahiplerinin bağlı olduğu manevi bir merkez haline gelmiş ve 20. yy başlarına kadar etkisini sürdürmüştür. Ahi Evran; Denizli, Konya ve Kayseri gibi şehirleri gezmiş, buralarda Ahilik teşkilatının kurulmasını sağlamıştır. Ahilik teşkilatı toplumun büyük bir kesimini mesleğe yönlendirmiştir. Hacı Bektaş-ı Veli ile yakın dost olan Ahi Evran, Kırşehir'e yerleşmiş ve vefat edinceye kadar burada yaşamıştır. 1262 yılında Kırşehir'de vefat etti.

Hacı Bektaş Veli: Hacı Bektaş-ı Veli 1209 yılında Horasan'ın Nişabur kentinde dünyaya geldi. Ahmet Yesevi'nin öğrencilerindendir. Tasavvuf ilmiyle uğraşmış büyük bir mutasavvıftır. Horasan'dan Anadolu'ya gelmiş, tasavvuf yoluyla Anadolu'da İslam dininin yayılmasında çok etkili olmuştur. Onun düşünce sisteminde hoşgörü ve insan sevgisi esastır. İnsanları her zaman iyiye, güzele, doğruya çağırmış, toplumda birlik, beraberlik olması için çabalamıştır. Hacı Bektaş Veli aynı zamanda dostu Ahi Evran'ın kurduğu Ahilik teşkilatı içerisinde yer almış, Yeniçeri ocağının da piri (büyüğü) kabul edilmiştir. Kırk yaşlarında Nevşehir'in bugünkü Hacıbektaş ilçesine yerleşmiş, ömrünün kalan kısmını burada yaşamış ve 1270 yılında burada vefat etmiştir.

Yunus Emre: Yunus Emre'nin doğum yeri, tahsil (öğrenim) hayatı vb konularda net bir bilgi yoktur. 1240 yıllarında Eskişehir-Sivrihisar yakınlarındaki Sarıköy'de doğduğu, 1320 yılında vefat ettiği kabul edilir. Sarıköy'deki mezar, Yunus Emre mezarı olarak kabul görmüştür. Yunus Emre, günümüzde bile net bir şekilde anlaşılabilen sade, akıcı ve öz Türkçe ile yazdığı çok güzel şiirleriyle İslam dininin, güzel ahlakın, Allah sevgisinin, Peygamber sevgisinin Anadolu'da yayılmasında çok etkili olmuştur.

3. TÜRKLERDE PEYGAMBER VE EHL-İ BEYT SEVGİSİ
Türk milleti kitleler halinde İslam dinini kabul ettikten sonra Peygamber Efendimize ve O'nun ehli beytine olan sevgi ve bağlılıklarını her alanda göstermişlerdir.
- Topkapı Sarayı'nda Hz. Muhammed'e (s.a.v.) ait olan eşyalar büyük bir titizlikle muhafaza edilmiştir.
- Peygamberimizin soyundan gelenlere saygılı davranılmış, hatta Osmanlılar döneminde Hz. Muhammed'in soyundan gelen seyyid ve şerifler için soy defterleri tutulmuş ve bununla ilgili Nakibül Eşraf isimli bir kurum oluşturulmuştur.

Seyyid: Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hüseyin'in soyundan gelenler.
Şerif: Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hasan'ın soyundan gelenler.

- Türkler Peygamber sevgisini, çocuklarına Muhammet, Ahmet, Mustafa, Mehmet isimlerini vererek göstermişlerdir.
- Askerlerimize de Mehmetçik denilmiştir.
- Türk edebiyatında Peygamber sevgisini anlatan yüzlerce naat yazılmış, Süleyman Çelebi de Mevlid-i Şerif'i yazmıştır.
- Peygamberimizin doğduğu ay olan nisan ayında ülkemizde her yıl "Kutlu Doğum Haftası" etkinlikleri düzenlenmektedir.
- Kültürümüzde ehl-i beyt sevgisi de çocuklara en çok verilen Ayşe, Fatma, Hatice, Ali, Hasan, Hüseyin, Zeynep isimleriyle kendini gösterir.
- Ayrıca Türk kültüründe Hz. Fatıma "anamız", Hz. Ali de "şah-ı merdan", yani yiğitlerin şahı olarak anılır.
Ehl-i beyt: Peygamber Efendimizin ev halkı anlamına gelir.

4. TÜRKLERİN İSLAM MEDENİYETİNE KATKILARI
Dini ilimler: Türkler din ilimlerinde önemli çalışmalar yaparak ve eserler vererek İslam medeniyetine katkıda bulunmuşlardır. En önemli örnekler;
-Tefsir ilminde Zemahşeri (eseri: Keşşaf)
- Hadis ilminde Buhari (eseri: Sahih-i Buhari), Tirmizi, Nesai
- Fıkıh ilminde İmam-ı Azam Ebu Hanife
- Kelam ilminde Maturidi
- Tasavvuf ilminde Mevlana, Yunus Emre, Ahmed Yesevi...  

Edebiyat: Türkler İslam'ı kabul ettikten sonra Türkçe, Arapça ve Farsça dillerinde pek çok ve meşhur eserler yazmışlardır. Ayrıca İslam edebiyatına yeni türlerin girmesini sağlamışlardır.
     Türk-İslam edebiyatının ilk örnekleri:
                         - Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacib),
                         - Divan-ı Lügatit Türk (Kaşgarlı Mahmud).
     Türk-İslam edebiyatında katkısı olan en önemli şair ve yazarlar ise şunlardır: Mevlana (mesnevi), Ali Şir Nevai (muhakemetül lügateyn, hazâinül meâni), Edip Ahmet Yükneki (atabetül hakayık), Fuzuli (leyla vü mecnun), Süleyman Çelebi (mevlid-i şerif), Yunus Emre, Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Karacaoğlan, Kaygusuz Abdal, Baki, Nedim, Nabi, Şeyh Galip.

Musikî: İslam musikisinin gelişmesinde Türklerin çok büyük katkısı vardır. Bu konuda ilk ciddi eseri, kendisi bir Türk olan Farabi yazmıştır. Ayrıca Itri, Dede Efendi, III. Selim, Hacı Arif Bey gibi şahsiyetler de İslam musikisinin en seçkin eserlerini ortaya koymuşlardır.

Mimari: Türkler İslam mimarisinin gelişmesine çok büyük katkılar sağlamışlar ve özgün eserler kazandırmışlardır. En seçkin örnekler; İstanbul'daki Süleymaniye ve Sultanahmet camileri, III. Ahmet çeşmesi, Edirne Selimiye Camii, Bursa Ulu Camii, Sivas Gök Medrese, Konya Alaaddin Camii, Hindistan Tac Mahal. Ünlü Türk mimarı Mimar Sinan da yaptığı mükemmel eserleriyle İslam mimarisinde en ön sıralarda yerini almıştır.

Sanat: Türkler sanat alanında İslam medeniyetine çok hizmet etmişler, inançlarını sanat eserlerine yansıtmışlar, hat, tezhip, minyatür, ebru sanatlarının doğup gelişmesini sağlamışlar ve bu sanat dallarında önemli eserler ortaya koymuşlardır.

     Hat (hüsn-ü hat): Güzel yazı sanatı demektir. Kur'an ayetlerinin hat sanatıyla yazılmasını ifade eder. Bu sanat dalıyla uğraşanlara "hattat" denir. Şeyh Hamdullah, Hafız Osman, İzzet Efendi, Mustafa Rakım, Hamit Aytaç önemli Türk hattatlardandır. "Kur'an Mekke'de nâzil oldu (indirildi), Mısır'da okuındu, İstanbul'da yazıldı." sözü, Türklerin hat sanatındaki ustalıklarını belirtir.

Tezhip: Süsleme sanatı demektir. Mimaride, levhalarda, kitap süslemelerinde kullanılır. Osmanlılar zamanında en güzel örnekleri verilmiştir. Özellikle Kur'an-ı Kerim süslemeleri, cami duvarlarının, mihrap ve minberlerin süslemeleri bu sanatla yapılmıştır.







Minyatür: Işık, gölge ve derinliği yansıtmayan küçük ve renkli resim sanatına denir. Daha çok eski el yazması kitaplarda kullanılmıştır. Osmanlılar zamanında en parlak devrini yaşamıştır.

 

Ebru: Kitre denilen bir madde ile yoğunlaştırılmış su üzerinde özel hazırlanmış boyalarla meydana getirilmiş desenlerin kağıda aktarılması şeklinde yapılan süsleme sanatıdır. Müslüman Türk sanatçılar ebru sanatını kullanarak elde ettikleri muhteşem desenler üzerine hat ile ayet ve hadisler yazmışlar, bu iki sanat dalını kullanarak çok güzel eserler ortaya koymuşlardır.






5. TÜRKLERİN BİLİME KATKILARI
Allah'ın Peygamber Efendimize gönderdiği ilk vahiy "Oku!" emriyle başlar. Yani Rabbimiz insanlara okumayı, araştırmayı, öğrenmeyi, aklını kullanmayı emretmektedir. İslam'ın okumaya ve bilime verdiği önem Müslüman Türkleri öğrenmeye, araştırmaya sevk etmiştir. Türkler Semerkant, Taşkent, Buhara, İstanbul, Horasan gibi şehirleri birer ilim ve kültür merkezi haline getirmişler, buralarda medreseler kurmuşlar, bu medreselerde hem dini ilimleri, hem de pozitif ilimleri öğrenip öğretmişlerdir.

Şimdi bu konuda belli başlı örnekleri sıralayalım;

     Astronomi: Astronomi biliminde Uluğ Bey ve Ali Kuşçu önemli çalışmaları olan Müslüman Türk bilginleridir. 15. yy'da Türk dünyasının yetiştirdiği en büyük astronomi bilgini olan Uluğ Bey Semerkant'ta bir rasathane kurmuş, astronomi ilmiyle ilgili eserler yazmış, batı dünyasında da büyük ün kazanan bu eserleri "Zîc-i Uluğ Bey" olarak tanınmıştır. Ali Kuşçu, Fatih Sultan Mehmet'in daveti üzerine Semerkant'tan İstanbul'a gelmiş ve burada bir rasathane kurmuştur. Aynı zamanda Ayasofya medresesinde dersler verdi.

     Tıp: Tıp biliminde kuşkusuz İbn-i Sina'nın yeri en başta gelir. Özbekistanlı bir Türk olan İbni Sina hem felsefe, hem de tıp biliminde kendini yetiştirmiştir. Tıp alanındaki çalışmaları dünyaya yayılmıştır. En önemli eserleri; ansiklopedik bir tıp kitabı olan "Kitabü'ş-şifa", ikincisi ise Avrupa'daki üniversitelerde asırlarca ders kitabı olarak okutulan "El-Kanun fi't-tıp" isimli kitabıdır. Bunların dışında felsefe ve tıp bilimleriyle ilgili birçok eser yazmıştır.

     Matematik: Matematik alanında Özbekistanlı bir Türk olan Musa Harezmi çok önemli çalışmalar yapmıştır. Harezmi sıfırlı ondalık sistemini bulmuş, logaritmayı sistemleştirmiştir. "Hisabü'l-cebir" isimli kitabı Latinceye çevrilmiş, 12. asırdan 16. asıra kadar Avrupa'daki üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Ayrıca batılılar ondalık sistemi ilk kez bu kitaptan öğrenmişlerdir.

     Fizik: Fizik biliminde Müslüman Türk bilgini Biruni önemli çalışmalar ve buluşlar yapmıştır. Işığın sesten daha hızlı hareket ettiğini ilk tespit eden bilim insanı olan Biruni, zekasıyla yaşadığı döneme damgasını vurmuş ve 11. asır "Biruni asrı" olarak anılmıştır.

     Coğrafya: Coğrafya alanında Piri Reis ve Seydi Ali Reis önemli çalışmaları olan Türk bilginleridir. Piri Reis'in 1513 yılında çizdiği dünya haritası, Amerika kıtasını gösteren en eski haritalardan birisidir.

     Felsefe: Felsefe alanında Farabi, batılıların Aristo'dan sonra en büyük felsefeci olarak kabul ettikleri bir Türk bilginidir. Müzik, matematik, felsefe, astronomi gibi alanlarda çalışmalar yapan Farabi, felsefe bilimine katkılarından dolayı "muallim-i sânî", yani Aristo'dan sonra gelen ikinci öğretmen olarak ün yapmıştır. Aynı zamanda "kanun" isimli müzik aletini icat eden Farabi'dir.  

Hazırlayan: Hüseyin Araslı(www.huseyinarasli.com)

 

 

SORUN BİLDİR