8. Sınıf Din Kültürü Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Hayatından Örnek Davranışlar Konu Anlatımı

1- HZ. MUHAMMED İNSANLARA DEĞER VERİRDİ
Hz. Muhammed (s.a.v.);
     1- İnsanlar arasında zengin, yoksul, yaşlı, genç, ırk, cinsiyet, inanç ayrımı yapmamış, herkese sevgiyle yaklaşırdı.
     2- Yaşadığı toplumda aşağılanan, ezilen kimselerin haklarını daima savunur ve korur, kölelerin özgürleştirilmesini teşvik eder, esirlere iyi davranır,
kadınların ve kız çocuklarının horlanmasına karşı çıkar, böylelikle insan onurunun korunmasını isterdi..
     3-  İnsanlara içten, samimi ve güler yüzlü davranır, herkesle konuşur, selamlaşır, kimsesiz, yaşlı, hasta ve yetimlerle ilgilenir, kendisiyle özel görüşmek isteyenleri geri çevirmezdi.
     4- Kendisini davet edenlerin davetlerine katılır, verilen armağanları (küçük ve değersiz olsa bile) geri çevirmezdi.
     5- Müslüman olmayan komşularıyla iyi geçinir, hasta olduklarında onları ziyaret eder, hangi dinden olursa olsun insana insan olduğu için değer verilmesini isterdi.
     6- Çocuklarla (özellikle yetim çocuklarıyla) ilgilenir, şakalaşır, başlarını okşar, onlara hediyeler verirdi.
     7- Kendisi için istemediği bir şeyi başkaları için de istemezdi.
Konuyla ilgili örnekler:
     1- Bir gün Peygamberimizin yanına gelen yaşlı bir kadın "Ey Allah'ın Resulü, sana anlatacak bazı sorunlarım var. Yanıma gelir misin?" der. Peygamberimiz de "Medine'nin neresine dersen geleyim. Derdini söyle, dinleyip sana yardımcı olayım." der.
     2- Bir gün Peygamberimiz ve arkadaşları otururken önlerinden bir Yahudi cenazesi geçer. Peygamberimiz ayağa kalkar. Yanındakiler de cenazenin Müslüman olmadığını söylerler. Bunun üzerine Hz. Muhammed "Bu da bir insan değil mi?" diyerek her insanın saygıya değer olduğunu vurgular.

2- HZ. MUHAMMED GÜVENİLİR BİR İNSANDI
     1- Hz. Muhammed her zaman dürüstlüğü ile tanınmış, kimseyi aldatmamış, asla yalan söylememiş ve verdiği sözlerde durmuştur. Bu yüzden O'na "Muhammedül emin" (güvenilir Muhammed) denilirdi.
     2- İslamiyeti yaymaya başladığında müşrikler O'na kahin, büyücü, sihirbaz dediler ama yalancı diyemediler.
     3- Kabe'nin tamiri sırasında Mekkeliler arasında çıkan ve neredeyse kan dökülmesine neden olan bir anlaşmazlık Hz. Muhammed'in hakem olması ve bu durumdan herkesin memnun olması ile çözülebilmiştir.
     4- Mekkeliler Peygamberimize çok güvendikleri için Mekke dışına gittiklerinde önemli eşyalarını O'na emanet ederlerdi. Hatta O Medine'ye hicret ederken kendisinde bulunan emanetleri Hz. Ali'ye teslim etmiş ve bunları sahiplerine vermesini istemiştir.
     5- Ticaretle uğraşan ve Mekke'nin en zenginlerinden olan Hz. Hatice, Hz. Muhammed ile ticari ortaklık yapmış ve kendi adına çalışmasını istemiştir. Hz. Hatice O'na "Ey Muhammed! Sen iyi, doğru, güvenilir ve güzel ahlaklı birisin." demiştir.   

Konuyla ilgili örnekler:
     1- Peygamberimiz bir gün Medine çarşısında gezerken buğday dükkanının birinde, buğday çuvalına elini daldırıp altının nemli, üstünün ise kuru olduğunu gördü. Bunun nedenini sorduğunda satıcı bunun yağmurdan kaynaklandığını söyledi. Bunun üzerine Hz. Muhammed "Bizi aldatan bizden değildir." diyerek satıcıyı ikaz etti.
     2- Peygamberimiz Mekkelilerin hepsini Safa tepesinin yanına çağırdı ve onlara İslam'ı anlatmak için tepeye çıkıp şöyle dedi: "Ey insanlar! Şu dağın arkasında size saldırmak üzere hazırlanmış bir ordu var desem bana inanır mısınız?" Oradakilerin hepsi "Evet inanırız. Çünkü senden hiçbir zaman yalan söz duymadık." dediler.

3- HZ. MUHAMMED BİLGİYE ÖNEM VERİRDİ
     1- Peygamberimiz hicretten sonra Medine'de yaptırdığı mescidin yanına ilk iş olarak "Suffe" adı verilen bir okul kurmuş, burada kalan öğrencilerin eğitimleri ve ihtiyaçlarıyla bizzat ilgilenmiştir. Suffe İslam tarihinin ilk yatılı okulu kabul edilir.
     2- Müslümanların galibiyetiyle sonuçlanan BEDİR savaşında esir alınanların fidye karşılığı serbest bırakılmaları mümkün iken Peygamberimiz onlara "İçinizde okuma-yazma bilenler on çocuğa okuma-yazma öğretmek şartıyla serbest kalabilirler." demiştir.
     3- Bir gün Peygamberimiz mescide girdiğinde iki grup gördü. Bunlardan bir kısmı nafile namaz kılmakla, diğer bir kısmı da ilim öğrenmekle meşguldü. Peygamberimiz onlar için şöyle dedi: Her iki grup da iyi şeylerle meşguldür. Şu var ki bir şey talep ederek dua edenlere o şeyi verip vermemek Allah'a aittir. Halbuki diğer gruptakiler ilim elde ediyorlar ve böylece cehaleti savıp kovuyorlar."
Daha sonra ilim öğrenenlerin arasına katılıp oturdu.

4- HZ. MUHAMMED DANIŞARAK İŞ YAPARDI
İstişare nedir: Bir iş için bilgi veya yol-yöntem sormak, danışmak, görüş almak, fikir alışverişinde bulunmak.

Konuyla ilgili örnekler:
     1- Hz. Muhammed, kendisine ilk vahiy geldiğinde durumu eşi Hz. Hatice ile paylaşmış ve onun önerisiyle Varaka isimli din bilginiyle görüşmüş, istişare etmiştir.
     2- Hz. Ali, Peygamberimizin kızı Fatıma ile evlenmek istiyordu. Durumu Peygamberimize bildirdi. Bunun üzerine Peygamberimiz konuyla ilgili kızı Fatıma'ya ve diğer aile üyelerine danışmış ve yapılan istişare doğrultusunda karar vermiştir.
     3- Bedir savaşında arkadaşlarının görüşleri doğrultusunda ordunun konumunu değiştirmiştir.
     4- Gatafan kabilesinin savaş tehdidinden kurtulmak için Medine'de yetişen hurmanın üçte ikisini vererek barış yapmak istemiş, ancak arkadaşlarının bunu uygun görmemesi üzerine vazgeçmiştir.
     5- Hendek savaşında, yapılan istişare sonucu Selman-ı Farisi'nin görüşü doğrultusunda şehrin (Medine) etrafına hendek kazılmıştır.
     6- Uhut savaşında savunma mı, meydan savaşı mı yapılacağı konusunda istişare etmiştir.

5- HZ. MUHAMMED MERHAMETLİ, HOŞGÖRÜLÜ VE AFFEDİCİYDİ
     1- Peygamberimiz inanan, inanmayan herkese merhametle yaklaşırdı. Örneğin İslam'ı anlatmak için Taif şehrine gittiğinde, Mekkeli müşriklerin kıkırtmasıyla Taifliler O'na taş attılar, eziyet ettiler, yoluna diken attılar. Ancak Hz. Muhammed bu duruma çok üzüldüğü halde yine de onlara beddua etmedi. Onlar için "Rabbim! Halkımı bağışla, onlar ne yaptıklarının farkında değiller." diye dua etti.
     2- Hz. Muhammed merhametli, hoşgörülü, affedici, kibar olduğu için insanlar kısa sürede O'nun etrafında toplanmış, Müslümanlığı kolayca kabul etmişlerdir.
     3- Peygamberimiz savaşta bile çocuklara, kadınlara, sivillere, çevreye zarar verilmemesini istemiştir. Bir savaşta çocukların da öldüğünü öğrenip üzülen Peygamberimize "Üzülme, onlar düşman çocukları" dediklerinde "Düşmanların çocukları bile olsalar, çocuklar sizden iyidirler. Çocukları sakın öldürmeyin." buyurdu.
     4- Peygamberimiz hayvanlara da merhametle yaklaşırdı. Bir gün arkadaşlarıyla birlikte bir yolculuk sırasında dinlenmek için durmuşlardı. Durdukları yerde kuş yumurtaları buldular. Birisi yumurtaları alınca kuş büyük bir korku içinde kanatlarını çırpmaya başladı. Peygamberimiz o kişiye hemen yumurtaları yerine koymasını söyledi.
     5- Peygamberimiz çocuklarla şakalaşır, ilgilenir, onları kucağına veya sırtına alır, severdi. Kucağındaki bir çocuğu öperken onu gören birisi "Ya Resulallah! Benim on tane çocuğum var ama hiçbirini öpmedim." deyince hz. Muhammed "Kalbinde merhamet kalmamışsa ben ne yapayım. Merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez." buyurur.
     6-  Peygamberimiz yetimlere, kimsesizlere de merhametliydi. Medine'de Mescid-i Nebi'nin (Peygamber mescidi) yanına yaptırdığı SUFFE'de kimsesizler ve yetimler kalıyordu.
     7- Onbir yaşından itibaren Peygamberimizin yanında kalan Enes bin Malik'in anlattığına göre "Resulullah bir gün Enes'i bir iş için gönderir. Enes, sokakta oynayan çocukları görünce onlara katılır ve oyuna dalar. Aradan hayli zaman geçip de Enes gelmeyince Peygamberimiz onu aramaya çıkar. Çocuklarla oynadığını görünce arkasından yavaşça gelir ve ensesinden tutar. Enes irkilerek dönünce karşısında gülümseyen Peygamberi görür. Peygamberimiz "Enesciğim. sana söylediğim yere gittin mi?" diye sorunca Enes de "Hemen gidiyorum Ya resulallah!" diye cevap verir.
     8- Hz. Muhammed diğer din mensuplarına da hoşgörülü davranmıştır. Bir gün Necran Hıristiyanları O'nu ziyarete geldiler. tam ziyaret saatinde Müslümanlar ikindi namazına yöneldiler. Bu sırada Hıristiyanlar da mescidin doğu tarafına yönelerek kendi ibadetlerini yapmaya başladılar. Bunu gören bazı sahabeler Hıristiyanlara engel olmak istediler ama Peygamberimiz engin hoşgörüsüyle onların da kendi ibadetlerini yapmalarına izin verilmesini sağladı.  
     9- İslamiyet'in ilk yıllarında Peygamberimiz Mekke'de görevini yapmaya çalışırken Mekke müşrikleri O'na çok eziyet ve kötülük ettiler. Hz. Muhammed ve müslümanların yurtlarını terk edip Medine'ye hicret etmelerine sebep oldular. Ancak Peygamberimiz 630 yılında Mekke'yi fethettiğinde bu kişiler haklarında verilecek kararı beklemeye başladılar. Hz. Muhammed Kabe önünde toplanan halka seslendi:
     "Ey Kureyş topluluğu! Benden ne umuyorsunuz? Size nasıl davranacağımı sanıyorsunuz?"
Onlar da hayır (iyilik) beklediklerini söylediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed:
     "Bugün ben size Yusuf Peygamberin kardeşlerine dediğini diyeceğim. Size hesap sormak yok, hepiniz serbestsiniz, evlerinize gidiniz." dedi ve Mekkelilerin hepsini affetti.
     10- Oğlu İbrahim bir buçuk yaşındayken vefat edince Peygamberimiz onun acısına dayanamadı. İbrahim'i bağrına basıp öpmeye, koklamaya başladı ve bir yandan da ağlıyordu. Bunu gören arkadaşları çok şaşırdılar ve "Siz de mi ağlıyorsunuz?" diye sordular. Hz. Muhammed şöyle dedi: Göz yaşarır, yürek sızlar. Ancak biz Rabbimizin hoşuna gitmeyen bir söz söylemeyiz. Bil ki ey İbrahim! Senin ayrılığına dayanamıyoruz."

6- HZ. MUHAMMED ÇALIŞMAYI SEVER, ZAMANI İYİ DEĞERLENDİRİRDİ
     1- Peygamberimize borcu olan bir adam borcunu ödemek üzere O'nunla sözleşti. Peygamberimiz buluşacakları yere tam zamanında geldiği halde adam gelmemişti. Uzun bir süre bekleyen Hz. Muhammed, adam geldiğinde ona zamanın değerli olduğunu, verilen sözlerin vaktinde yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
     2- Bir gün Hz. Muhammed'in yanına gelen bir adam ondan yiyecek bir şeyler istemişti.
Peygamberimiz:
     - Senin evinde hiç eşya yok mu?
     - Var, dedi adam. Bir kısmıyla örtündüğümüz, bir kısmını yere serdiğimiz bir kilim, bir de su kabımız var.
Peygamberimiz:
     - Onları bana getir, dedi.
Adam eşyaları getirince Peygamberimiz yanındakilere dönerek:
     - Bunları kim satın almak ister, diye sordu. Daha sonra kilimin açık artırma ile iki dirheme (dirhem: Arapların eski para birimi) satılmasını sağladı. Parayı sahibine vererek:
     - Bir dirhemiyle ailene yiyecek al, ötekiyle de bir balta satın alıp bana getir, dedi.
Peygamberimiz adamın getirdiği baltaya kendi elleriyle bir sap taktı ve şöyle dedi:
     - Haydi şimdi git, bununla odun kes ve sat. 15 gün çalış, sonra yanıma gel.
Adam 15 gün çalıştıktan sonra 10 dirhem kazanmış olarak Hz. Muhammed'in yanına geldi. Bu parayla kendine ve ailesine elbise ve yiyecek almıştı. Bu duruma çok sevinen Peygamberimiz şöyle dedi:
     - Dilenciliğin kıyamet günü yüzünde bir leke gibi görünmesinden, böylesi senin için daha hayırlıdır.

7- HZ. MUHAMMED SABIRLI VE CESARETLİYDİ
Peygamberimizden sabır örnekleri:

     1- Çocukluğundan itibaren pek çok sıkıntıyla karşılaşan Hz. Muhammed yetim olarak dünyaya geldi. Altı yaşındayken annesi, sekiz yaşındayken dedesi Abdulmuttalip vefat etti. Eşi Hz. Hatice, amcası Ebu Talip ve Hz. Fatıma dışındaki çocukları, daha Peygamberimiz hayatta iken vefat ettiler. Ama O sabretti.
     2- Mekke'de İslam'ı anlatırken müşriklerin akıl almaz eziyet ve baskılarına maruz kalmış, bunlara sabretmiştir. Örneğin tebliğ için gittiği Taif kentinde taşlanması, ama onlar için dua etmesi, helak olmalarını istememesi.  

Peygamberimizden cesaret örnekleri:
     1- Hz. Ebu Bekir ile birlikte Medine'ye hicret ederken Sevr mağarasına gizlenmişlerdi. Peşlerindeki kişiler mağaranın girişine kadar geldiler. Bu durum Hz. Ebu Bekir'i çok korkuttu. Ancak Peygamberimiz cesur davranıp arkadaşını sakinleştirdi ve "Üzülme! Allah bizimle beraberdir." dedi.
     2- Uhut ve Huneyn savaşlarında savaşında dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan ordunun toparlanmasını sabır ve cesaretiyle sağlamış, bu savaşta yaralandığı ve dişi kırıldığı halde cesaretinden bir şey kaybetmemiştir.

8- HZ. MUHAMMED HAKKI GÖZETİRDİ
     1- Bedir savaşında alınan esirler arasında Peygamberimizin henüz Müslüman olmayan amcası Abbas da vardı. Esirler (tutsaklar) fidye vererek esirlikten kurtuluyorlardı. Bazı kişiler " Peygamberimizin amcasıdır." diyerek Abbas'ın bağışlanmasını istediler. Peygamberimiz "Hayır, böyle bir şey olamaz. Onun ödemek zorunda olduğu fidyenin bir dirhemi bile bağışlanamaz." dedi.
     2- Peygamberimizden alacağını istemeye gelen bir adam, bunu kaba bir şekilde söylemişti. Peygamberimizin yanında olanlar adama kızmışlardı. Fakat adam; “Ben hakkımı istemeye geldim.” demişti. Peygamberimiz çevresindekilere;“Sizin ondan yana olmanız gerekirdi çünkü bu adam hakkını istiyor.” dedikten sonra adama borcunu ödedi. Adam, “Sen benim hakkımı çok iyi bir şekilde ödedin. Allah da sana ödülünü verecektir.” diye dua ederek gitti. Peygamberimiz de “İşte hak sahiplerinden yana çıkıp hakkın yerini bulmasına yardımcı olanlar, insanların en hayırlılarıdır. İçinde, zayıf kimsenin incitilmeden
hakkını alamadığı bir toplum yükselemez.” dedi.
     3- Mahzumoğulları’ndan bir kadın hırsızlık yapar. Bir kısım ileri gelen Kureyşliler Hz. Muhammed’e bir aracı göndererek kadını affetmesini isterler. Bu işi Hz. Muhammed’in çok sevdiği bir kişi olan Üsame’nin yapabileceğini düşünürler. Sonra durumu iletmek üzere Üsame’yi Peygambere gönderirler. Üsame gelip durumu anlatınca Hz. Peygamber üzülür. Ayağa kalkarak şunları söyler: “Ey insanlar, sizden önceki insanlar aralarında varlıklı biri hırsızlık yaptığında ona dokunmazlar; zayıf biri hırsızlık yaptığında ise onun cezasını verirlerdi. Allah onları bu yüzden helak etti. Allah’a yemin ederim, değil o kadın, bu suçu işleyen Muhammed’in kızı Fatıma bile olsa onun da cezasını veririm."
     4- Hz. Muhammed gençliğinde Mekke'de haksızlığa uğrayan, parası, malı gasp edilen güçsüz ve kimsesizlerin haklarını korumak amacıyla kurulan Hılfu'l-Fudul (Erdemliler Hareketi) topluluğuna katıldı.
     5- KABE HAKEMLİĞİ: Kâbe, Mekkelilerin kutsal kabul ettikleri bir yerdi. Peygamberimiz, otuz beş yaşlarındayken bir gün Mekke’de şiddetli bir fırtına olmuş, Kâbe’yi de sel basmış ve büyük hasar görmüştü. Kâbe onarılırken sıra Mekkelilerce kutsal sayılan “Hacerülesvet” adı verilen taşın yerine konulmasına geldi. Her kabile, bu onurun kendisine ait olmasını istiyordu. Nerdeyse bu yüzden kavga çıkacak ve kabileler arasında savaş başlayacaktı. Sonunda, Kâbe'ye ilk girecek kişinin hakemliğine başvurma kararı alındı. Kâbe'ye ilk gelen kişi Hz. Muhammed'di. Herkes bu durumdan memnun oldu. Çünkü, onun hakkı gözeten
bir kişiliğe sahip olduğunu ve anlaşmazlığı adalete uygun olarak çözeceğini biliyorlardı. Peygamberimiz,
bir yaygı üzerine taşı koyarak her kabileden bir kişinin bunun ucundan tutmasını istedi. Taş, konulacağı
yere kadar bu şekilde getirildi. Sonra Hz. Muhammed, eliyle taşı alıp yerine koydu. Böylece çıkması
olası bir çatışma tatlılıkla çözüme kavuşturuldu.

9- HZ. MUHAMMED DOĞAYI VE HAYVANLARI SEVERDİ
   1- Peygamberimiz, kendisini görünce inleyen bir devenin yanına varıp başını okşadıktan sonra devenin sahibine dönerek Bu hayvan hakkında Allah'tan korkmuyor musun? Hayvan bana, senin onu aç bıraktığından ve çok yorduğundan şikayet etti." diyerek uyardı.
     2- Peygamberimiz hicretin 8. yılında Mekke'nin fethine giderken bir vadide, yolun kenarında yeni doğmuş yavrularını emziren bir köpek gördü. Bir sahabeyi çağırıp köpeğin ve yavrularının rahatsız edilmemesini sağlamak üzere ordu geçinceye kadar orada nöbet tutmasını emretti.

HAZIRLAYAN: Hüseyin ARASLI.(www.huseyinarasli.com)

 

 

SORUN BİLDİR