5. Sınıf Sevinç ve Üzüntülerimizi Paylaşalım Konu Anlatımı

1. PAYLAŞMAK NİÇİN ÖNEMLİDİR
Toplumsal hayatın en önemli unsurlarından biri paylaşmaktır. Çünkü bir insan bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz. Hayatın devamı için insanlar birbirine muhtaçtır. Her insanın gelir düzeyi aynı değildir. Sağlıklı bir toplumda varlıklı insanlar fakirlerle paylaşırlar. Bu da toplumun huzuruna katkı sağlar. Bazen de duygular paylaşılır.
Güler yüz, hasta ziyareti, yardımseverlik, saygı gibi duygular paylaşılan manevi ögelerdir. Paylaşımcı insanlar toplum tarafından sevilir. Paylaşmayı sevmeyenler ise dışlanır ve yalnız kalırlar. Toplumda huzur ve mutluluğun devamı, bireylerin de huzurlu ve mutlu olmaları için paylaşmaya önem vermeliyiz. Paylaşmanın en büyük faydası ise Allah'ın vereceği ödüldür. "Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça iyiliğe eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir." Âl-i İmran suresi, 92. ayet)

2. SEVİNÇLERİMİZİ PAYLAŞALIM
      Sevinçler paylaşarak çoğalır. İnsanlar sevinçli anlarını en yakınlarıyla paylaşarak daha mutlu olurlar. Bu durum aynı zamanda mutluluğun coşkuya dönüşmesi demektir. Türk milleti olarak sevinçlerimizi paylaştığımız ve bunu coşkuyla kutladığımız önemli günlerimizi, bayramlarımız vardır. Bu bayramlarımız toplum olarak beraberliğimizi, dayanışmamızı güçlendirir.

DİNİ BAYRAMLARIMIZ
Ramazan Bayramı:
 Dini bayramların birincisidir. Otuz gün oruç tutulan ve ibadet, paylaşma, yardımlaşma açısından yoğun geçen Ramazan ayının ardından Ramazan Bayramı'na ulaşırız. Ramazan ayından bir gün öncesi olan arefe gününde bayram hazırlığı başlar. Evler temizlenir, tatlılar hazırlanır, bayramlıklar alınır. Bayram sabahı camiye gidilir ve huzur içerisinde bayram namazı kılınır. Namaz sonrasında ailemizle, akrabalarımızla, dostlarımızla, sevdiklerimizle ve diğer insanlarla bayramlaşılır. Büyüklerin elleri öpülür, küçükler hediyelerle sevindirilir, dargınlar barıştırılır, evlere gelen misafirlere bayram şekerleri, tatlılar ikram edilir. Ayrıca uzakta olan yakınlarımızın bayramları mesajla, telefonla vb. kutlanır. Yaşlılar ziyaret edilir. Ramazan Bayramı üç gün sürer.

Kurban Bayramı: Dini bayramların ikincisidir. Ramazan bayramından iki ay on gün sonra kutlanan Kurban Bayramı'nda sabah camiye gidilir ve huzur içerisinde bayram namazı kılınır. Ardından kurban ibadeti yerine getirilir. Bu bayramda ekonomik durumu iyi olanlar Allah rızası için kurban keserler. Kurban etini üçe bölüp bir kısmını kurban kesemeyen fakirlere verirler. Bir kısmını eş, dost, akrabaya ikram ederler. Kalan kısmını da ev halkına ayırırlar. Kurban Bayramında ailemizle, akrabalarımızla, dostlarımızla, sevdiklerimizle ve diğer insanlarla bayramlaşılır. Büyüklerin elleri öpülür, küçükler hediyelerle sevindirilir, dargınlar barıştırılır, evlere gelen misafirlere bayram şekerleri, tatlılar ikram edilir. Ayrıca uzakta olan yakınlarımızın bayramları mesajla, telefonla vb. kutlanır. Yaşlılar, hastalar ziyaret edilir. Kurban Bayramı dört gün sürer.
 
MİLLİ BAYRAMLARIMIZ
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı: 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Atatürk bu günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak Türk çocuklarına armağan etti. Bu bayramın kutlandığı hafta "Çocuk Haftası"dır. Aynı hafta yabancı ülkelerden ülkemize çocuklar gelir ve "Uluslararası Çocuk Şenliği" düzenlenir. 23 Nisan Çocuk Bayramı tüm yurtta coşkuyla kutlanır.
 
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı: Atatürk, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı ve Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Bu yüzden 19 Mayıs günü ülkemizde her yıl 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı olarak coşkuyla kutlanır. Atatürk bu bayramı Türk gençliğine armağan etti.

30 Ağustos Zafer Bayramı: 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos'ta zaferle sonuçlandı. Vatanımız düşmanlardan temizlendi. Atatürk bu bayramı kahraman ordumuza armağan etti. Zafer Bayramı her yıl 30 Ağustos'ta kahraman askerlerimizin ve gazilerimizin katılımıyla halkımız tarafından coşkuyla kutlanır.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı: 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Bu önemli gün her yıl 29 Ekim'de Cumhuriyet Bayramı olarak coşkuyla kutlanır.

CUMA GÜNÜ VE RAMAZAN AYI
Cuma günü: Cuma günü dinimizde önem verilen önemli günlerin başında gelir. Çünkü cuma günü cuma namazı vardır. Bu namaz cemaatle kılınır ve kılınması farzdır. Cuma namazı öncesinde beden temizliği yapılır, temiz elbiseler giyilir, güzel kokular sürülür ve cuma vakti gelince camiye gidilir. Camide ilk önce hutbe dinlenir. Hutbe imamın minber denilen yüksekçe bir yere çıkarak cemaate dini ve sosyal konularda bilgi vermesidir. Sonra topluca cuma namazı kılınır. Cuma namazı kılmaya sağlığı elverişli olmayanlar ise evlerinde öğle namazını kılarlar. Cuma namazının en önemli özelliği cemaatle kılınan bir namaz olması ve hutbe okunmasıdır.
 
Ramazan ayı: Kur'an-ı Kerim Peygamberimize ilk olarak Ramazan ayında indirilmeye başlanmıştır. Bu ayda otuz gün oruç tutulur. Geceleri sahura kalkılır. Gündüz bir şey yenilip içilmez. Akşam ezanı okununca da iftar yapılır. Bu ayda camilere mahyalar (ışıklı yazılar) asılır. Yatsı vaktinde teravih namazı kılınır. Kur'an-ı Kerim okunur ve hatimler yapılır. Zekat, sadaka ve fitreler verilir. Halkımız birlik, beraberlik ve huzur içinde ibadetlerini yerine getirirler. Ramazan ayında sevgi, dostluk, paylaşma, yardımlaşma gibi güzel davranışlar daha da pekişir.  
 
KANDİL GECELERİ
     Kandil geceleri beş tanedir. Bunlar; Mevlit, Regaip, Miraç, Berat kandilleri ve Kadir gecesidir. Osmanlı padişahı II. Selim döneminde (1566-1574) camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakılarak kutlandığı için bu gecelere kandil geceleri denilmiştir. Kandiller İslam dünyasında hicri 3. asırdan sonra kutlanmaya başlanmıştır.
 
Mevlit kandili: Peygamber Efendimizin doğduğu gecenin yıl dönümü Mevlit Kandili olarak kutlanır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hicri takvime göre Rebiülevvel ayının 12. gecesinde, miladi takvime göre ise 20 Nisan 571'de dünyaya geldi. Bu kutlu günde camilerde Kur'an okunur, mevlit okunur, sohbetler edilir ve konferans vb çeşitli etkinlikler yapılır.
 
Regaip kandili: Regaip; rağbet edilen, çok istenilen şey demektir. Regaip kandili Recep ayının ilk cuma gecesidir. Bu gecede camilere gidilir ve ibadet edilir. Allah'tan bağışlanma dilenir. Manevi yönden üç aylara hazırlanılır.

Miraç kandili: Hicri aylardan Recep ayının 27. gecesi Miraç kandili olarak kutlanır. Peygamberimiz bu gece miraca çıkarıldı. Önce Mekke'den alınarak Kudüs'e getirildi. Oradan da Allah katına çıkarıldı. Beş vakit namaz bu gecede emredildi. Bu sebeple bu gece Miraç kandili olarak kutlanır.

Berat kandili: Şaban ayının 15. gecesi Berat kandilidir. Bu gece günahlardan kurtuluş gecesidir. Müslümanlar dua ve ibadetle bu geceyi değerlendirirler.

Kadir gecesi: Kur'an-ı Kerim Peygamberimize ilk olarak Kadir gecesinde indirilmeye başlandı. Kadir gecesi Ramazan ayının 27. gecesidir. Kur'an-ı Kerim'in Kadr suresinde bu geceden bahsedilir. "Biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. O gecede Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece esenlik gün ağarıncaya kadar sürer." (Kadr suresi, 1.-5. ayetler)

NEVRUZ VE HIDIRELLEZ
Nevruz: Kelime anlamı "yeni gün" demek olan nevruz, baharın gelişini müjdeler. Nevruz günü olan 21 Mart, geçmiş dönemlerden beri Türk boylarında kutlanmaktadır. Bu gün doğanın canlanması ve tarımın başlaması kabul edilir. Nevruz kutlamalarında ateşin üzerinden atlanır, demir dövülür. Alevi kültüründe Hz. Ali'nin 21 Mart'ta doğduğuna ve yine bu günde Hz. Fatıma ile evlendiğine inanılır.
 
Hıdırellez: Kültürümüzde yazın başlangıcı olarak kabul edilen Hıdırellez bayramı, her yıl 6 Mayıs günü kutlanır. 6 Mayıs'ta kış günlerinin bitip sıcak günlerin başlaması, doğanın yeniden canlanması da bu bayram vesilesiyle kutlanır. Halk arasında Hızır ve İlyas'ın darda kalanlara yardım ettiklerine inanılır. Bu bayramda hazırlıklar yapılır, insanlar piknik yerlerine giderek hep birlikte yemekler yiyip eğlenirler.

3. ÜZÜNTÜLERİMİZİ PAYLAŞALIM
     Üzüntüler paylaşarak azalır. İnsanlar bazen sıkıntılı durumlarla karşılaşıp üzülürler. Bu durum hastalık olabilir, sel, deprem vb doğal afetler veya başka sıkıntılar olabilir. Böyle durumlarda çevrelerinde bulunan dostlarının, yakınlarının bu üzüntülerini paylaşmalarını, kendilerine yardımcı olmalarını beklerler.
"Müslümanın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Selamını almak, hastalandığında ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetini kabul etmek, hapşırınca 'Yerhamükallah' demek." (Hz. Muhammed s.a.v.)

Hastaları ziyaret ederiz: İnsan hasta olduğu zaman arkadaşlarını, yakınlarını, sevdiklerini yanında görmeyi çok ister. Bu durum ona moral verir. Hasta ziyaretine gittiğimiz zaman iyi dilek ve ifadeler kullanmalı, hastaya ilgili davranmalı, hastanın moralini yüksek tutmalıyız. Örneğin "Allah şifa versin", "Seni daha iyi gördüm"... Ayrıca hastane kurallarına da uymalıyız.

Geçmişlerimizi anarız: Bu dünyadan ahiret dünyasına göçmüş olan geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret eder ve onları iyilikle anarız. Kabirlerini ziyaret ettiğimizde onlar için Kur'an okur, dua eder, günahlarının bağışlanıp cennete gitmelerini dileriz. Mezarlıklarının etrafını çiçeklerle, ağaçlarla yeşillendiririz.

Zor durumda olanlara yardım ederiz: Çevremizde deprem, sel, yangın vb doğal afetlerden zarar görmüş veya ekonomik nedenlerden dolayı sıkıntılı durumda olan ya da herhangi bir nedenle zor durumda bulunan insanlara yardım etmek bir ibadettir. Çünkü bazen insanlar içinde bulundukları sıkıntıları tek başlarına aşamayabilirler. Yüce Allah zor durumda olanlara yardım edenleri ödüllendireceğini belirtmiştir. Ayrıca yardımlaşma ve dayanışma insanlar arasındaki sevgi ve saygıyı artırır. Toplumda huzuru ve mutluluğu beraberinde getirir.
"Kim iyilikle gelirse ona o (getirdiğinin) on katı vardır..." (En'am suresi, 160. ayet)

Engellilere sevgi ile bakar, sıkıntılarını paylaşırız: İnsanlar doğuştan ya da sonradan engelli olabilirler. Engellilere nasıl davranmamız gerektiği konusunda en iyi örnek sevgili Peygamberimizdir. Peygamberimiz engelli kimselere daha fazla sevgi, şefkat ve merhamet gösterirdi. Örneğin görme engelli olan Abdullah ibni Mektum'u her gördüğünde kendisine iyilik eder, bir ihtiyacı varsa hemen giderirdi. Yine fiziki engelli olan Muaz bin Cebel'i toplum hizmetinde görevlendirmiş, onu Yemen bölgesine vali olarak göndermiştir. Dinimiz de engellilere ibadetlerde kolaylıklar sağlamıştır. Örneğin bacakları tutmayan birisi oturduğu yerden namazını kılabilir. Biz de engellilere şefkat ve merhamet göstermeli, onların sıkıntılarını gidermeliyiz. Engelli vatandaşlarımızın toplumda huzurlu ve rahat yaşamaları için sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.  
Hazırlayan: Hüseyin Araslı(www.huseyinarasli.com)

 

 

SORUN BİLDİR